tiyatro...devlet tiyatroları İstanbul şehir tiyatroları özel tiyatrolar amatör tiyatrolar gençlik tiyatroları çocuk tiyatroları tiyatro kursları tiyatro okulları tiyatro dünyasından haberler aylık programlar oyun eleştirileri kaynak sayfalar tiyatro...devlet tiyatroları İstanbul şehir tiyatroları özel tiyatrolar amatör tiyatrolar gençlik tiyatroları tiyatro kursları tiyatro okulları tiyatro dünyasından haberler aylık programlar oyun eleştirileri kaynak sayfalar tiyatro...devlet tiyatroları İstanbul şehir tiyatroları özel tiyatro tiyatro...devlet tiyatroları İstanbul şehir tiyatroları özel tiyatrolar amatör tiyatrolar gençlik tiyatro tiyatro...devlet tiyatroları İstanbul şehir tiyatroları özel tiyatrolar amatör tiyatrolar gençlik
 

SÖYLEŞİ

GÜLSÜN ODABAŞI

Oyun Dergisi Genel Sanat Yönetmeni, Gülsüm Odabaşı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Hem kibar, hem çalışkan, hem de mütevazı böyle olunur sanırım. Hem de fazlasıyla mütevazı.
 

Böyle zor bir işe nasıl girdiniz?

Ben 12 senedir tiyatro oyunculuğu yapıyorum aslında oyuncuyum. Tiyatroya dair, ne oluyor, ne bitiyor, neler gelişiyor, kim ne yapıyor uzun süre gözlemledim. Birçok oyuna girdim çıktım. Kendi estetiğimi oluşturmaya çalıştım tiyatro dünyasında.. Beklan ve Ayla Algan ile çalıştım. Onlar benim hayatımda birçok şeyi ile birlikte, oyunculuğa bakışımı da değiştirdiler. Estetik bakışımda, hayata bakışımda, her şeyimde çok olumlu katkıları var. Ve karar verdim. Onların öğrettiği estetikte oyunculuk yapacağım. Bu zor bir süreçti. Çünkü açıkçası o tarz gruplarla bir araya gelemedim. Kendim bazı denemeler yaptım. Çok ufak denemelerdi. Tabiî ki oyunculuk yine devam edecek; ama ben işin teorik kısmına da çok önem veriyorum. Okuyan, takip eden bir insanım ve şunu gözlemledim; Bir sürü şey yapılıyor, konuşuluyor, tartışılıyor, yeni yeni şeyler gelişiyor bunlar beni çok heyecanlandıran durumlar. Bunun tarihe geçme, arşivlenme ve belgelenme kısmı eksik kalıyor. Bu alanda yapabilir miyim bu işi diye aklımda böyle bir şey oluştu. Ve uzun bir süre bunun zeminlerini araştırmaya çalıştım. Çevremdeki insanlarla konuştum, onlara danıştım, sponsor arayışına girdim. Art Shop Yayın Evi bu konuda bana çok destek verdi ve onlarla birlikte böyle bir işe kalkıştık. Tabiî ki zor ama gerekli olan bir şey.

12 yıldır oyunculuk yapıyorum dediniz. Oyuncu olunca yazılı anlamda ifade edebilme yeteneği daha mı iyi oluyor acaba?

Yazı yazma konusunda muhakkak kolaylıkları vardır. Ama dergi çıkarırken bana çok faydası oldu. Çünkü bu alanı biliyorum, tiyatro akımlarını, ülkemizde ki tiyatro estetiklerini tanıyorum ve dergiye estetiğini yansıtıyorsun ister istemez. Yani sen nasıl oyunculuk yapıyorsan derginin içeriğine de bu yansıyor. Hala daha farklı arayışlar içerisindeyim.

Dergi akademik bir dergi mi, yoksa daha çok tiyatro haberciliğimi yapacak? Yoksa ikisi birden mi?

Belge niteliği taşıması benim için çok önemli. Ben sadece kendi ihtiyacımdan yola çıkarak hedef belirledim. Bu öğrenmek amaçlı olsun istedim, tarihe ışık tutsun istedim, tarihte birçok şey yapılmış ama gençlerin bilmediği biraz daha arkada kalmış olanların su yüzüne çıkarılması için uğraştım. Bir başvuru kaynağı da olsun. Arşivlensin belge niteliği taşısın istedim. Tartışsın, tartıştırsın.

Çıkarmaya karar verdiğiniz an ve çıktıktan sonraki tepkiler nasıldı?

İlk çıkarmaya karar verdiğim anda aklımda nasıl bir dergi olması gerektiğini belirledim. Sonra bana destek verecek insanları araştırmaya çalıştım. Yazı kurulunu, ekibini oluşturabilirim; Ama bu ekibi oluşturduktan sonra, dergi benim gücümle çıkamazdı. İlk önce sponsoru buldum, sonra bu oluşumu çevremdeki insanlara açmaya başladım. Üstün Akmen’le konuştum, Beklan ve Ayla Algan zaten her zaman yanımda olan bir insanlardı. Çok olumlu tepkiler aldım. Bu konuda bana sonuna kadar destek verdiklerini söylediler. Çok uzun bir süre (üç –dört ay) bunun toplantıları sürdü. Ekip aklımda belliydi. Yazı kurulu belliydi. Yazı kurulu da benim çok değer verdiğim, görüşlerini önemsediğim insanlardan oluşuyor. Onları bir araya getirdim ve hiç pişman olmadım. Ekibi oluşturduk, tartıştık ve aynı noktada buluştuk Piyasaya çıktık. Çıktıktan sonra da gelen eleştiriler çok olumlu oldu. Tabiî ki bunu yayıncılık yapan insanlar bilir. Çok uzun ve zor bir süreç. Oluşturup matbaaya vermekle bitmiyor. Dağıtım, insanlara ulaşması anlamında hala zorluklar yaşıyoruz. Ama çözmek için uğraşıyoruz, İstanbul dışı illere de yollayabiliyoruz. Ayrıca dergiye ulaşan insanların tepkileri çok olumlu ve bu bizi mutlu ediyor.

Türkiyede sizinle birlikte 4 tane tiyatro konulu dergi var. Bu sizce bir avantaj mı, dezavantaj mı?

Ben çok dergi olmasını avantajlı buluyorum. Dergicilik çok ön planda. Bir kitapçıya gittiğimizde birçok dergi görebiliyoruz. İnsanlar kitapları okuyor. Günlük haberleri gazeteden okuyor. Ama aylık haberleri daha detaylı haberleri dergiden takip ediyorlar. Dergiye talep var yani. Tiyatro açısından da çok dergi olması benim için bir dezavantaj değil şimdilik.

Peki, 4 çok mu?

Bence değil. Çünkü tiyatro dergilerine baktığım zaman, herkesin durduğu nokta, herkesin hitap ettiği kesim farklı. Birbirinden farklı; ama rakip olmayan dergilerin çıkması beni mutlu eder. Gördüğüm kadarıyla bu dört dergi de birbirine rakip değil. Çünkü hepsinin çizgisi farklı. O anlamda ben bir kitapçıya gittiğim zaman, birçok tiyatro dergisinin olması beni mutlu ediyor.

Bazı şeyleri düzeltmek mi yoksa sadece kendi üslubunuzla aktarmak mı istediniz?

Düzeltmek isteyecek kadar kendimi yetkin görmüyorum. Sadece baştan da söylediğim gibi kendi kaygılarımdan yola çıkarak buna ihtiyaç duydum. Teorik yazıların olduğu, usta insanların senelerce bu camiada söz sahibi olan, farklı ekoller açmış, bu camiaya emek vermiş insanları görmek istedim dergide. Ve dergimde de onlara yer veriyorum. Dergimiz kadrosundan da çok mutluyum. Mesela Hasan Anamur var bir duayen, Sibel Aslan Yeşilay, Yeşim Özsoy, Cengiz Özek, Tijen Savaşkan benim için özel insanlardır. Takip ediyordum ve o isimlerle çalışmak istedim. Yola çıktık ve onlarla aynı düşüncedeyiz yani kesinlikle rakip olalım diye değil. Hepsi yazar, eleştirmen, dramaturg. Onların deneyimlerinden yola çıkarak bu deneyimleri paylaşmak istedim.

2 aylık bir dergi, ama üzerinde “Bu Bir Kitaptır” yazıyor. Bunu biraz açabilir misiniz?

Bu formatı ile ilgili. Klasik dergi ölçülerinde değil. Ve seçki olarak geçer. Bu da bizim açımızdan dağıtımda kolaylıklar sunuyor. Gazete bayilerine dergi herkes veremiyor, belirli bir dağıtım grubu veriyor, ama seçki olduğu için, kitap formatında olduğu zaman, çok rahat her yere ulaşabiliyorsunuz. Bu bize yayınevinin aktardığı bir şeydi. Böyle olunca daha kolay olacağını söyledi. Hem de içeriğimiz de buna gerçekten çok uygun. Normal dergi formatından başka bir şey oldu. İki aylık çıkacak ama seçki olmasının nedeni de tamamen içerik ve dağıtım açısından.

Oyun dergisini tanıtmak için başka sormam gereken bir soru ya da sizin eklemek istedikleriniz var mı?

Derginin nereye gideceğini zaman gösterecek. Ama ben kesinlikle şu anda, dergi bunları yapacak, hedeflerimiz bunlardır şunlardır demek istemiyorum. Biraz da oyuncu olmamdan, deneyimlerimden kaynaklanıyor. Çünkü başta başka bir tiyatro estetiği savunurdum ve şuan savunduğum tiyatro estetiği farklı. Birçok noktadan etkileniyorum. Onun için derginin tabiî ki belirli bir kimliği var ama o zaman içinde değişebilir, dönüşebilir. Ama her zaman çıtayı yükseltmek için çabalayacağım.

EDA ATALAY
edaatalay@yahoo.com