GENÇLİK VE TİYATRO

 
 

 edaatalay@yahoo.com

 

 

 Gençliğin tiyatroya bakışını öğrenmek için, farklı şehir ve yaş gurubundaki iki tiyatro ilgilisi isimle röportaj yaptım. Geçen hafta Gençlik Paneli’nde konuştuğumuz “Gençlik ve Tiyatro” konusuyla ilgili düşündüklerimi aktaracaktım. Fakat bu röportajı daha önce kullanmak istedim. Panelden zaman geçmiş olacaksa da güncelliğini sağlayacak düşüncelerime yer vereceğim.

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Ayça Yaşıt: İsmim Ayça Yaşıt. Amatör Tiyatrocuyum! Bolu’da oturuyorum.17 yaşındayım. Canip Baysal Lisesi, 11-Sosyal/A sınıfında okumaktayım.

Eren Yıldız: Adım Yasin Eren Yıldız. 21 yaşındayım, Y.Ü. İktisat3.sınıf öğrencisiyim.

 İlgili olduğunuz tiyatro toplulukları var mı?

 Ayça Yaşıt: Tiyatro Piramit, Tiyatro Mor, Bolu Bölge Tiyatrosu. Ve Bir üniversitede kurulan Tiyatro topluluğu.

Eren Yıldız: Evet, var. YUTCC adlı toplulukta, 2 yıldır eğitim görüyorum. Bunun dışında YOTA ile ilgileniyorum, sadece izleyici olarak.

 Ayça Yaşıt

Neden tiyatro kulübüne girdiniz?

 Ayça Yaşıt; Thespis’e borcum olduğunu düşünüyorum!

Eren Yıldız; İzlediğim oyunlardaki oyunculara duyduğum hayranlık beni buraya çeken nedenlerin başında geliyor. Cevabımın altında ünlü birkaç oyuncudan bahsedeceğimi sanmayınız. Etkileyen sesler, belki hiçbir zaman karşılaşamayacağınız olayları size yaşatan oyuncular... Belki bencilce ve tatmini zor bir duygu ama ben bunu yaşatmak istedim insanlara. Eğitim sırasında yavaş yavaş fark ettim ki ben izlerken bunlardan etkileniyormuşum. Şimdi de bunu yaşatmak ve yaşamaktan büyük zevk alıyorum.

 Oyun sahnelerken sürekli klasikleri mi seçiyorsunuz yoksa sizlere (gençlere) yönelik oyunları mı?

 Ayça Yaşıt; Gençlere yönelik oyun bulamadığımızdan dolayı, ya oturup kendimiz yazmak zorunda kalıyoruz, ya da yıllarca oynanıp durmuş ve artık seyirciyi sıkmış klasikleri tekrar tekrar oynamak zorunda kalıyoruz…

Eren Yıldız; Oyun seçiyor olsaydım, ikisi birbirini tamamlayan bu iki türden de kimseyi mahrum bırakmaya hakkım olmadığını düşünürdüm. Bence ikisi de olmalı, birinin yokluğu diğerini anlamsız kılar.

 Ülkemizde gençlere yönelik oyunlar olmadığının farkındasınız değil mi?

 Ayça Yaşıt; Elbette

 Eren Yıldız; Ne yazık ki bu türü duymadan önce böyle bir yokluk beni rahatsız etmiyordu. Tamamen gençlere hitap etmese de her oyunda biraz bu öğelere rastlıyoruz herhalde, ya da gençlik oyununun zevkinden öylesine mahrumuz ki farkında değiliz, kendimizi böylece avutuyoruz.

 Sizce neler yapılmalıdır ülkemizde biz gençlere yönelik oyunlar olabilmesi için?

 Ayça Yaşıt; İyi edebiyatçıların yetişmesi gerekli. Yazmakla uğraşan hemen hemen herkesin iyi gözlemci olabilmesi gerekir. İyi gözlemciden kastım, tarafsızlıktır! Gençleri anlayanların bu işe girişmesi, kendini anlatabilen gençlerle iletişim kurması gerekir. Aslında bu kadar zahmete gerek yok; Birçok gencin, çevresinde olup bitenlerden haberdar olduğunu bilmek ve anlamak yeterli!

 Eren Yıldız; Gençlerin talebi önemli bence. Ayrıca bunu gençlere sunmanın öneminden haberdar bir kültür sanat yönetimi bilinciyle hareket eden bakanlara, bürokratlara ve sanatçılara ihtiyaç var. Bu dörtlü önemli. Genç, siyasetçi, bürokrat ve sanatçı. Ama tepeden inme bir durumdan daha fazla hoşumuza gidebilecek olan şey gençliğin bu oyunları istemesi ve Türk Tiyatrosu’nu zengin gençlik oyunları sergilemeye mecbur kılmasıdır. Bilinçli ve seçici bir gençlik bu konuda çok şey yapabilir.

 Tiyatrodan beklentileriniz nelerdir?

 Ayça Yaşıt; Artık seyirciyi doyuracak, ilgisini uyandıracak oyunların oynanmasıyla, Tiyatro’nun kendine gelmesini bekliyorum! Oynanacak (ya da oynanmasını hayal ettiğim oyunların) seyirciye bir şeyler verebilmesini bekliyorum! İşin doğrusu; beklentim çok ama faaliyete geçirmek için destek yok!

Eren Yıldız; Tiyatro ilk olarak bir eğlence aracıydı benim için. Sanırım bu doğal olanıydı, tiyatroya bu şekilde baktım, oyun gibi. Sanatsal bakımdan, işin içine ucundan girince fark ettiğim şudur ki, oyunculuktan, yönetmenliğe, oradan oyunu yazmaya kadar her bölümü yetenek ve fedakârca harcanmış yıllar istiyor. İyi bir oyun ve onun iyi sergilenmesi, iyi bir ressamın resim hakkındaki bilgisi, yeteneği ve uğraşı gibi bir şeymiş. Ne güzelmiş. Kültürel açıdan ise ki belki de en önemli yanı, eğitimin üst noktalarından birisi. Tiyatroya gitmeden yaşayamamak, bir susuzluk halinin almışsa, bu aklın uyarılmasına alışılmış demektir. Bilgilerin fikirlerin yepyeni bakış açılarıyla, daha cesurca ve estetik bir biçimde sunulması, yeniden yorumlanması. İnsanlığa yepyeni fikirler vermesi.

Çok fazla oyun izliyor musunuz?

 Ayça Yaşıt; Etrafımda, gördüğüm, duyduğum, haberdar olduğum tüm oyunlara gitmekte ve çevremdekileri de teşvik etmekteyim!

 Eren Yıldız; Çok fazla oyun ne demek Eda. Oyun izlemekten beynimin yarısı yandı gibi bir cevap mı verecek insanlar. ‘Çok fazla oyun’ muğlâk bir tanımdır.

Cevabım hayır, bu alışkanlığımı geliştirmememi büyük bir eksiklik olarak görüyorum.

 Gençlik tiyatroları ile ilgili biz gençlerin neler yapması gerekiyor sizce?

 Ayça Yaşıt; Bilinçlenmek ve bilinçlendirmek gerekli. Nitekim hem birçok oyuncu nasıl oynaması gerektiğini, hem de birçok izleyici nasıl izlemesi gerektiğini bilmemekte ve bunlar hiçbir yerde öğretilmemekte! ‘Tiyatro Nasıl İzlenir!’ diye bir topluluk kurulmasını talep etmem, tabii ki saçma, ancak deneyimlerle öğrenile bilinecek şeyler bunlar. Demek ki ‘Faaliyet’ lazım.

 Eren Yıldız; Diğer soruda biraz bahsettim

 

Son olarak söylemek istedikleriniz var mı?

 Ayça Yaşıt; Bu röportaj, bile bir adımdır, her Tiyatro’nun geleceğini düşünen genç için böyle adımlar atmasına teşvik edilmesi için çalışmalar

 yapmak istiyorum… Bu bir dilek benim için, eğer tüm haberdar olanlar, hep beraber bir adım atarsak; değil bugün yarın, hiçbir zaman Tiyatro ‘Ölmeyecek!’ olur!!!

 Eren Yıldız; Sadece izlemekle olmazdı benim için. Oynamak çok farklı. Sahnede olmak çok farklı. Geçen yıl bir caniydim, kuşatmalar düzenleyen mutsuz bir manyaktım. Bu yıl karısını uzun süredir göremeyen genç bir adamım, kadınlar erkeklerini savaşmayı bırakmalarını sağlamak için terk etmiş ve ben ona bir seferlik bir ilişki için yalvarmaya gidiyorum. Bu duyguları orada gerçekten hissederek yaşamak bana çok şey katıyor. Eğitmenime ve bir arkadaşıma bu nedenle çok şey borçluyum, minnettarım. Bu tecrübeler ve tabii ki her seferinde ağzımda kalan tadı anlatmak gerçekten zor.

Jeanne d’ark’ın öteki ölümü…

 YERSİZ OYUNCULAR…

"Boşluğa karışmak","Kaybolmak" ve "Ölmek"